Öne çıkan
Yazı kategorisi: sevgi, Yaşam ve insan

Merhaba dünya!


 

“Ruhum ruhunu sevgiyle selamlıyor”

 “İki şey bende hayranlık ve huşu uyandırır; Yukarıdaki gökyüzü ve içteki manevi evren”

Diğer bloğuma geçmek için linki tıklayınız

 

http://namastetoprak22.wordpress.com/

 

 

 

Reklamlar
Yazı kategorisi: "İnsan", Yaşam ve insan

“İnsan, yaşlı olmaya karar verdiği gün yaşlanır.”


parkta-eglenen-yasli-kadin

 

“Gençlik bir hayat devresi değil, bir akıl halidir.
Yıllar cildi buruştura bilir, ancak heyecanların bitişiyle ruh buruşur.
İnsan kendine olan güveni kadar genç,
Kuşkusu kadar yaşlı,
Cesareti kadar genç,
Korkuları kadar yaşlı,
Umudu kadar genç,
Bezginliği kadar yaşlıdır.
Hiç kimse fazla yaşamış olmakla yaşlanmaz.
İnsanları yaşlandıran, ideallerinin bitmesidir.
Kalbi sevdikçe, neşe duydukça, güzellikleri fark ettikçe, beyni yeni şeyler keşfettikçe, herkes gençtir.
İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar,
Halbuki yaşamadıkça yaşlanırlar.
İnsan, yaşlı olmaya karar verdiği gün yaşlanır.”

Yazı kategorisi: "İnsan", çocuk, Dünya, Yaşam

“Duyarsız insanlar…insensitive people”


214795-3-4-1fb82

“Duyarsız insanlarla duyarlı bir bağlantı kurmanın yolu yok.”

Her 5 saniyede 1 çocuk ölüyor açlık soykırım yapıyor sessizce ve insanlar seyrediyor dünya arenasında…

“There’s no way to connect to insensitive people.”

In 5 seconds 1 child is dying of hunger genocide and people are watching the world arena …

Yazı kategorisi: Hayata dair, Yaşam ve insan

“En iyi yol”


546397_357438340975135_554219595_n[1]

 

Gidebileceğin en iyi yol dışına değil gönlüne doğru olandır.
Görebileceğin en iyi manzara sonsuz karanlığın aydınlığıdır.
Yapabileceğin en büyük iyilik başkalarına değil kendine yaptığındır.
Verebileceğin en güzel hediye yüzündeki gülümseyiş olmadan anlamsızdır.
Ve HAYAT senin anlam taşların ile yapılan bir yoldan ibarettir.
Anlamlarını değiştirdiğinde her şeyin değiştiğini göreceksin…!

Yazı kategorisi: Yaşam ve insan

“İçinde birikmiş ama bir türlü kuramadığın cümleler”


340a209a3e80381f85557414f652f064

Bazen tek bir cümlede takılıp kalıyorsun; virgüle ihtiyaç görülmemiş, noktası çoktan konmuş tek bir cümle. Her kelime çekip gidiyor yanından, her sözcük başka başka anlamlarda başka hayatlarda yer buluyor.
Gün geceye dönüyor kaç kez, iklim değişiyor.
Bildiklerin bilmediklerine yenik, sen bir orada bir burada, ne kendine, ne hayata sığmayan kimlikler yaşıyorsun.
İçinde birikmiş ama bir türlü kuramadığın cümleler.
Hep devrik kalıyor başkalarına sığınmak…
Sonra birden; ‘ben benim’ diyorsun, akıyorsun zamana.
Zamanda ağır aksak yaşamaya çalışıyorsun.
Hangi sen içinin sindiği,
hangisi koca bir tuzak,
hangi sen sana hiç olmadığı/n kadar uzak hiç düşünmeden…
Bazen tek bir cümleye takılıp kalıyor işte hayat.
Tek bir gecenin sabahı bekleniyor halihazırda, tek bir dokunuş tendeki, yüzdeki tek bir gülüş, tek bir bakıştaki göz, tek bir dildeki söz…
Zaman işte tam da orada donup kalıyor.
Sözcüklerin kalmıyor yeni cümleler kurmaya…
Suskunluğun kendi içine bile sığamıyorken ne kadar da zor duyuluyor başkalarının sözlerinde fısıldanmak…
Sonra birden; ”ben kimim diyorsun”, soruyorsun zamana.
Zamanda o kaybettiğin kendini arıyorsun.
Hangisi gerçekti, hangisi sadece bir düş, hangisi yüreğinden, aklından telafisi olmayan bir düş/üş hiç anlamadan…
Bazen…
Geçip gidiyor da her şey
Sen sadece bekliyorsun.
Aslında kendini;
Sadece kendini beklediğinin farkında olmayarak…

 

Yazı kategorisi: Yaşam ve insan

“Bostan korkuluğu”


17554028_1851598871786123_1205484251410765373_n

 

Bir gün bir bostan korkuluğuna dedim ki;
“bu ıssız tarlada dikilmekten yorulmuş olmalısın”
Ve korkuluk dedi ki;
“korkutmanın zevki derin ve devamlı, beni hiç yormuyor”
Ben de o zevki bilirim dedim.
Dedi ki; “bunu sadece içi samanla dolu olanlar bilir”

Bostan Korkuluğu / Halil Cibran