Yazı kategorisi: Uncategorized

“Birazda gülelim”


Ressam İki arkadaş, sergide bir tabloyu seyrediyordu. Biri:
-Şuna bak, dedi, güneşin doğuşunu ne güzel canlandırmış.
Öbürü düzeltti:
-İmkânı yok, mutlaka güneşin batışıdır.
-Belki öyledir. Ama nasıl oluyor da bu kadar kesin konuşabiliyorsun?
-Ressamı tanırım, sabahları onbirden önce kalkmaz.

 

Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar;
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır.
Sıra Türkiye`ye gelir ve Temel başlar anlatmaya:
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağıya indik ama hiç birşey bulamadık. Öyleyse bizim atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır.

 

İki fakir konuşurken biri öbürüne sorar:
– Arkadaş mesela, senin iki araban olsa birini bana verir misin?..
– Tabii veririm.
– Ya iki evin olsa, birini bana verir misin?
– Tabii ki.
– İki horozun olsa birini bana verir misin?
– Hayır, veremem.
– Peki niye veremezsin?
– Var da onun için veremem.

 

Yüzme bilmeyen bir turist denize düşmüştü. Suda çırpınırken can havliyle bağırıyordu.
-Help! Help!
Yoldan geçen Temel onu gördü. Kızgın bir şekilde bağırdı:
-Ula ingilizce öğreneceğine, yüzme öğrenseydin ya!..

 

Hocaya sormuşlar
– Hz.Nuh’un gemisine zeytin dalını getiren güvercin dişi miydi, erkek miydi7
Hoca hemen cevaplamış:
– Mutlaka erkekti, dişi olsaydı ağzını uzun zaman kapalı tutamazdı ki.

 

Adamın biri Erzurum’a vali tayin edilmiş.Gitmiş, görevi devralmış.
Halkı ve çevreyi tanımak için çıktığı gezilerin birinde köy halkına sormuş :
-Şimdiye kadar Erzurum’a tayin edilmiş valiler içinde size en çok hizmet eden hangisiydi?
Köylünün biri cevap vermiş :
-Sizden iki önceki valiydi ; Mehmet Paşa.
-Yaaaa, öyle mi, peki size ne gibi hizmetler yaptı?
-Daha Erzurum’a gelirken, yolda, Bayburt’ta öldü!

 

İstanbul’un taşı toprağı altındır diyerek memleketinden kalkıp gelen bir köylü, kuyumcu dükkanının vitrinini hayran hayran inceliyormuş. Kuyumcu köylünün kıyafetinden dolayı birazda aşağılayarak: “Ne bakıyorsun öyle hemşerim?” demiş. “Hiç… Sizin dükkanda ne sattığınızı merak ettim.” Adam alay edercesine cevap verir: “Biz eşşek kafası satıyoruz.”
Adam: “Allah versin… İşleriniz iyi gidiyora benziyor.”
Kuyumcu: “Nereden bildin iyi gittiğini”,
Adam: “Baksana, koskoca dükkanda seninkinden başka kalmamış da ondan!”

Reklamlar

Yazar:

Kelimeler bazı şeyleri anlatır. Ama her şeyi yaşatmaz. Bazen ben bile yabancı olurken kendime, sana nasıl anlatırım ki beni? Neşeliyim diyeceğim, belki suratsızlığıma denk geleceksin... Espriliyim diyeceğim, belki ağlamalarıma denk düşeceksin... Özgürüm diyeceğim, belki tutsaklımlarımda yakalayacaksın beni... Kendimi anlatıp da bir kalıba sığdırmak istemem düşüncelerimdeki beni. Hani yaşamadan bilemeyeceğin şeyler vardır ya, onlardan biriyim belki.. Bazıları için herhangi biri.. Bazıları için vazgeçilmez biri.. Düşlediğim kadar insanım, insan olduğum kadar hatalı, hatalı olduğum kadar gerçeğin peşinde...işte ben buyum...İdilce

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s