Yazı kategorisi: Yaşam, Yaşam ve insan

“Kültür duygu ve düşünceler mozaiki”


 

Zaman zaman gündelik yaşamda veya iş yaşamında kendimize güven konusunda iniş-çıkışlar yaşayabiliriz.  Hepimiz insanız. Bazen kendimizi enerjik ve iyi hissedebiliriz. Bazen de cansız, üzgün ve dalgın… Böyle zamanlarda, kendimizle ve dünyayla ilgili olarak olumsuz düşüncelerimiz ve yoğun kaygılarımız olabilir. Yine hepimize tanıdık gelebilecek şekilde, bazı kişilerin varlığı kendimizi iyi hissetmemize yardımcı olurken, bazılarının varlığı da genelde kendimize güvenimizi sorgulamamıza sebep olabilir. Birisi bizi beğenmediğinde,  bizi dinlemediğinde veya bize arkasını döndüğünde kendimizi kötü hissedebiliriz. Diğer bir deyişle, aslında çevremizdeki kişilerle kurduğumuz ilişkilerden edindiğimiz izlenimler aracılığıyla duygu dünyamızda hem onları hem de kendimizi tanımlamaya girişiriz.
Hayatın kendisi risk değimlidir..
Burası sanal olabilir ama bizler sanal değiliz . Artılarımızla eksilerimizle yaşamın içinde varolan insanlarız farklı  kültür duygu ve düşünceler mozaiki yaşamın her karesinde en önemli unsur dürüstlük, öz güven, empati olumlu olumsuz eleştirileri açık olmak ego benlikten çıkıp bulunduğunuz ortamda duygu ve düşüncelerinizi nasıl şekillendirdiyseniz kesinlikle onunla karşılaşacağınızı bilmek yalan dürüst olmayan davranışlar paranoya duygularınızı entegre etsenizde edindiğiniz kimlik bir müddet sonra önce kişinin kendisini rahatsız eder insan bir bedende iki ruhla yaşayamaz kişi çevresine verdiği zararın ötesinde  daha çok kendisine verdiği zararı mutlaka fark edecektir. Ve otomatikman kendini izole edecektir bence bu sanal ortamda ne kadar süre kaldığınız değil anlamı olan her şeyi değerlendirip paylaşımınız önemli olan.
Tecrübe yaşanılarak kazanılır her şeyin başı sevgi, saygı verirseniz alırsınız. Bizlerin bir araya gelmesi ne kader ne rastlantı sadece duygu ve düşüncelerimizin inançlarımızın yaydığımız pozitif enerjinin alış verişidir hangi ortamda olursak olalım tek değişmeyen evrensel güç…”Sevginin”  gücü…
Sevdiklerinizle sevgiyle kalın…İdilce
Yazı kategorisi: "İnsan", Tasavvuf

“Tevâzû libâsına bürünmek”


 

Tevhîde ermenin yolu zihni bilgiyle, aklı düşünceyle, kalbi aşk ve muhabbetle doldurmaktan geçer. Aşk ile dolu bir gönül nereye bakarsa sadece O’nu görür, O’ndan başkasını görmez. Çünkü Kur’an’da: “Nereye dönerseniz dönün Allah’ın yüzü oradadır” buyurulmaktadır.
Allah’ın rahmetinin her şeyi kuşattığına inanan, mutlak varlığın sadece O olduğunu bilen insanın gözünde fâil-i mutlak O’dur. Çünkü mü’min: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-Aliyyi’l-Azîm” ifâdeleriyle her türlü güç, kuvvet, tâkat ve enerjinin Yüce Allah’tan olduğunu itirâf etmektedir. Gerçek tevhîd bu itirâfı kalben hissetmektir. O yüce varlığa vuslatın yolu kendi varlığından geçmek, muhabbetle her şeyde Allah’ı tefekkür etmektir. Tevâzû libâsına bürünmektir. Bu bir bakıma hiçliğe ermek, kendi fânî varlığını yok saymak, Hakk ile kâim olduğunu kavramaktır. Bu idrâke ererek aşk eteğine yapışan gönlünden Hakk’ın dışındaki ağyârı temizlemiş olur…
Yazı kategorisi: Tasavvufi

“Edeb ya HU edeb!”


İnsan fıtratında olan hayatı bütünüyle kuşatan, nizam, intizam ve âhenk bir edebtir. Bu dört harften ibaret kısacacık kelime koskoca bir mânâ denizi barındırır içinde. Gözlerimizi kapayıp bir kez fısıldamak bile yeter melodisini duymaya. Tek başınayken de başkalarının yanındayken de şefkati elden bırakmamak; dış görüntülerden, parlak kabuklardan, ünvanlardan, payelerden etkilenmemek; her işte her adımda yüreğe bakmak, yüreğin ibresine göre yol almak ve habire BEN demekten vazgeçmektir edep. Edeb bir ahenk meselesidir. Akord edilmektir.
Akord edilmemiş müzik aletinden çıkan her ses uyumsuzdur. Edeb kainatın müziğini yüreğinde duyma ve o müziğe uyma meselesidir. Edeb ahenk içinde olmak demektir. Tabiatla, kainatla, yaradılışla, bütünle ve katreyle sürekli uyum…. “Edeb ya HU edeb!

Yazı kategorisi: Yaşam

“Oyuncak anne yok”


 

Bütün gün dışarıda çalışan karı-koca, küçük kızlarına yaş günü için bir hediye almak üzere oyuncakçı dükkanına girmişlerdi.

Kadın satıcı kıza: “Bakın” dedi. “Kızım bütün gün evde bakıcısıyla kalıyor. Öyle bir oyuncak istiyorum ki ona benim yokluğumu hissettirmesin.”

Satıcı kız başını salladı. “Sizi çok iyi anlıyorum hanımefendi” dedi. “Dükkanımız bu bölgenin en zengin çeşide sahip, oyuncakcısıdır. Size istediğiniz hemen her türlü oyuncağı verebilirim. Oyuncak ayılar, oyuncak askerler, itfayeciler, her türlüsünden oyuncak bebekler… Ancak oyuncak annemiz yok! Hiçbir zaman da olmadı, üzgünüm.”