Yazı kategorisi: Yaşam

Yeni yılınızı güle güle harcayın :)


 

2011 yılının son günlerinden yorgun ama gülümseyen gözlerle yeniden merhaba…

İyi-kötü, güzel-çirkin, mutlu-mutsuz derken bir yılı daha geride bıraktık. Bazı günler mutluluktan coşarken bazı günler isyan edip feryat ettik. Ama hepsi artık geride kaldı… Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla…

Yeni yılda;
Yaşatalım doğruluk iyilik ve güzellikleri
Atalım çöpe kötülük ve çirkinlikleri
Baş üstünde gezdirelim doğruluk ve sevgiyi
Yerin dibine yollayalım kin ve nefreti…
Sevginin adı önemli değil ister aşk olsun ister arkadaşlık yeni yılda sev, sevil sevgiyi yüreğinde doyasıya hisset..
Geleceği oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi daha da mutlu etmesi dileğiyle…

Herkese Sağlıklı, Huzur Dolu, Mutlu Yıllar…İdilce

Reklamlar
Yazı kategorisi: "İnsan", Yaşam

Oyun bittiğinde “Şah ve Piyon” aynı kutuya konulur…


Bazen hayatımıza giren öyle insanlar olur ki; onların belli bir amaca hizmet etmek, bize ders vermek, kim olduğumuzu ya da olmak istediğimizi bulmamıza yardım etmek için bizimle olduklarını yüreğimizin derinliklerinde hissederiz. Bazen de hayatınızda öyle olaylar yaşarsınız ki; o anda bu olaylar size korkunç , acı dolu,haksız gibi görünür. Ancak fırtına dindikten sonra; bütün bu olayların üstesinden gelmemiş olsaydınız, asla potansiyelinizin, gücünüzün azminizin ve yürekliliğinizin farkına varamıyacağınızı anlarsınız.

Her olayın gerçekleşme nedeni vardır. Hiç birşey tesadüfen, kötü ya da iyi şans nedeniyle gerçekleşmez. Hastalık yaralanma ve deneyimsizlikler ruhumuzun sınırlarını test eden olaylardır. İster olaylar, ister hastalıklar, ister ilişkiler olsun bu küçük testler olmasaydı hayat hiç bir yere varmayan düz ve sıkıcı bir yol gibi uzayıp giderdi. Güvenli ve rahat ancak boş ve amaçsız… Yaşamınızı, başarılarınızı ve düşlerinizi etkileyen insanlar, kimliğinizi oluşturan insanlardır. Kötü deneyimler bile birilerinden öğrenilebilir. Bu dersler en zor ancak en önemli olanlardır. Eğer biri sizi kırar, ihanet eder ya da üzerse, size güveni kalbinizi açtığınız birine karşı dikkatli olmayı öğrettikleri için onları afedin.
Eğer biri sizi severse, siz bunun karşılığında koşulsuz sevin; sadece onlar sizi sevdiği için değil, size sevmeyi ve onlar olmadan göremeyeceğiniz ya da hissedemeyeceğiniz şeylere kalbinizi ve gözlerinizi açmanızı öğrettikleri için.
Başınızı dik tutun çünkü bunun için her türlü hakkınız var.
Kendinize büyük bir insan olduğunuzu tekrarlayın ve buna inanın. Eğer siz kendinize inanmazsanız, hiç kimse size inanmaz.

Evren bile renk armonisini sunarken bize üç temel renk karışımından sunar güzelliklerini siyah ve beyaz rengin oluşumu ise daha farklıdır. Güneş ışınlarını yansıtmadan tamamen emen cisimler, gerçek anlamda bir renk olmayan siyah olarak görülürler. Güneş ışınlarını tamamen yansıtan cisimlerin rengi ise beyazdır. İnsanlarda tıpkı güneş gibi kendi renklerini tayin ederler kimliklerini oluştururlar. Hayatınızı nasıl istiyorsanız öyle şekillendirebilirsiniz. Kendi özgün yaşamınızı yaratın, dışarı çıkın ve onu yaşayın!

Unutmayın oyun bittiğinde “Şah ve Piyon” aynı kutuya konulur…

Hayat yaşadığınız gibi değil yaşamak istediğiniz gibi olsun…İdilce

Yazı kategorisi: Aşk

“Anlamını yitiren sözcük”


 

“Seni seviyorum”

Hissederek, içten gelerek, samimiyetle ve duygu yanılgılarına düşmeden söylediğinde bu sözden güzel söz yok değil mi?

Ağızda sakız gibi kullanılıp değeri düşürülmemeli, kalbe düşen dili ıslatır ancak alışkanlık nedeniyle söyleniyorsa anlamı olmayan bir söz…

Tek kişilik bir bedene iki ruh sığdırabilme sanatı bunu kabul edip yaşamak yaşatmak o kadar kolaymı?

Seni seviyorum demek kadar bu sözü söylemenin kararını vermek de önemlidir…Sevmek ne demek, aşk ne demek; birçok insanı severiz ama özellikle de bunlardan en özeline bunu söylerken kendimizden ne kadar eminiz? Tanıyormuyuz o insanı yoksa insani özelliklerinden bağımsız mı seviyoruz acaba…
Kendi hayal hanemizde çok üst bir mertebeye mi koyuyoruz yoksa her insan gibi beşeri ihtiyaçları olan; psikolojik gel-gitleri, korkuları olan, bizden biri gibi mi görüyoruz…Bütün bunları düşündükten sonra bu çok söylendikçe anlamını yitiren iki kelimeyi söylemeliyiz bence…Yoksa sevgimiz de anlamsızlaşır…

Hayatımızda söyleyebileceğimiz belki de en güzel kelime sevgi ve onunla birlikte kurulan her cümle.
Beni düşündüren ise her cümleye uyan bu kelimenin ne kadar dolu ve anlamlı olduğu. Sevgi, o kadar ağır bir kelime ki uygun yerde kullanılmadığında ya da yaşanmadığında insanın kalbine çöküyor. Çökerken beraberinde de hazmedilmemiş bir çok dürtüyü alıp götürüyor. . Sevgi bu kadar tehlikeli bir kelime mi?
Bence hayır. Tehlikeli olan şey, insanların kullanması gereken kelimeler yerine sevgiyi koymak istemeleri. Bu belki de insandaki zayıflıktan ileri geliyor. Hissettiğimiz her duygunun sevgi olduğunu düşünmek gördüğümüz birinin hemen cazibesine kapılıp bu anlamlı cümleyi  fütursuzca harcamak sevgi bir kaç günde ya da olayda kazanılacak bir olgu değil ki.

 “Aşk dilsiz, Sevgi sessizdir” Sevmek “seni seviyorum” demek değildir!

Sevgi yürek ister, sevgi emek ister kısacası herkes sevemez sevdim zanneder!!!

Hiçbir çiçek sevgisiz büyümez.Sevgilinin bahçesine girmek o bahçeden çiçek toplamak isteyen önce o çiçeği dikmeli, sonra sulamalı,sevgisiyle ısıtmalıdır. Diken eken diken toplar, çiçek eken çiçek…İdilce

 

Yazı kategorisi: Yaşam

“Küçük sihirli sırlar”


 

• Hizmeti, hayatın değişmez bir parçası hâline getirin!

• İnatla savunduğunuz iddiaları yumuşatmaya çalışın!

• Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin!

• Sahip olmak istediğinizi değil, elde ettiğinizi düşünün!

• Daha fazlası daha iyidir, diye düşünmekten vazgeçin!

• Herkesin farklı olabileceğini anlayın ve saygı gösterin!

• Unutmayın ki, insan edindiği huylardan meydana gelir!

• Sevgi kapasitenizi geliştirip, hayatınızı sevgi ile doldurun!

• Gerçeği olduğu gibi kabul edin, çünkü hayat âdil değildir!

• Unutmayın, 100 yıl sonra burada bambaşka insanlar olacak!

• Olumlu ve olumsuz düşünce kartopunun çığ gibi büyüyeceğini
unutmayın..!

• Dinlediğin her şeye inanma, sahip olduğun her şeyi harcama ve istediğin kadar uyuma.

•’Seni seviyorum’ dediğinde, cidden söyle.

• Üzgünüm dediğinde, o kişinin gözlerinin içine bak.

• Başkalarının düşleriyle asla alay etme.

• Tutkuyla ve derinden sev.
Sonradan yara alabilirsin belki, ama hayatı komple yaşamanın tek yolu budur.

• Anlaşmazlık durumlarında, dürüst ol.

• Kimseyi kırma, hakaret etme.

• İnsanları akrabalarına göre yargılama.

• Yavaş konuş, ama hızlı düşün.

• Kaybettiğinde, ders al.

• 3 ‘S’yi unutma: Kendine Saygı; başkalarına Saygı;
her şeyde Sorumluluk.

Yazı kategorisi: Aşk

“Aşk özgürlük verir”


 

Takıntılı olmayan aşk özgürlük verir…

Aşk bağlılığa dönüştüğü anda ilişki haline gelir. Aşk taleplerde bulunduğu anda hapishaneye benzer. Özgürlüğünü elinden alır; göklerde uçamazsın, kafeslenmişsindir.

Aşkın özgürlük verici bir kalitede olması lazım, sana zincir vurması değil; sana kanat takıp mümkün olduğunca yükseklere uçmanı sağlaması lazım. Unutma, aşk sınır tanımaz. Aşk kıskanç olamaz, çünkü aşk sahiplenmez.

Sevdiğin için bir insanı sahiplendiğin fikri çok çirkin. Birisine sahipsin bu demektir ki onu öldürdün ve ticari bir mala dönüştürdün. Sadece eşyalara sahip olunur. Aşk özgürlük verir. Gerçek aşkta bölünme olmaz. Sevenler birbirinin içine erir. Sadece egoistçe aşkta büyük bir bölünme vardır, seven ve sevilen ayrılır. Gerçek aşkta ilişki yoktur. Çünkü ilişki kurulacak iki insan yoktur. Gerçek aşkta sadece sevgi olur, bir çiçek açma, güzel bir koku, bir erime, bir birleşme yaşanır. Egoistçe aşkta ise iki kişi vardır, seven ve sevilen. Ve ne zaman seven ile sevilen olsa aşk yok olur. Aşk olduğu zaman seven ve sevilen birlikte aşkın içinde kaybolur. Eğer özgürlük ve aşka sahip olursan başka şeye ihtiyacın kalmaz. Elde etmişsindir sana yaşam işte bunun için verildi. Sevgilinin niçin seninle olmak istemediğini anlamaya çalış. Seni reddettiğinden değil seni ne kadar çok sevdiğini biliyorsun, ama bazen yalnız kalmak istiyor. Sen de onu seviyorsan yalnız bırakırsın; ona işkence yapmazsın. Adam yalnız kalmak istiyorsa kadın, “Artık benimle ilgilenmiyor, belki de başka bir kadına ilgi duyuyor.. diye düşünmez. Akıllı eş diğerini yalnız bırakır ki tekrar kendini toplayabilsin, yeniden paylaşacak enerjisi olsun. Ve bu ritim gece ve gündüz gibidir, yaz ve kış gibi; değişir durur.

Yazı kategorisi: Aşk

“Takıntılı aşk”


Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Psikolog Şirin Hacıömeroğlu takıntılı aşkı anlatıyor!

“Takıntılı aşk kavramına aynı zamanda takıntılı aşk, aşk bağımlılığı ya da ilişki bağımlılığı da diyebiliriz. Tanım olarak takıntılı aşk; kişinin gerçek ya da ulaşılamayan bir aşkı takıntı haline getirip bütün benliğini ona adaması, hayatını ona göre yönlendirmesi, çok yoğun duygular yaşaması fakat bu aşkın gitgide kişinin kendisine ve çevresindeki insanlara zarar vermeye başlaması, kişinin günlük hayattaki işlevselliğini azaltmasıdır.

Takıntılı âşık yalnızca âşık olduğu kişinin onu mutlu ve tatmin edebileceğine inanır, onsuz bir hiç olduğunu düşünür ve kişi kendisi mutsuzken âşık olduğu kişinin de mutlu olmasını istemez. Aslında kişi kafasında bir illüzyon oluşturmuş ve âşık olduğu kişi için oluşturduğu anlama âşık olmuştur.

Takıntılı aşkın ortaya çıkmasında çeşitli sebepler olduğu düşünülmektedir. Bunlardan en önemlisi, kişinin bebeklik çağında kendisine yeterince ilgi ve sevgi göstermeyen annesi babası ya da ona bakan kişi ile güvenli bir bağ oluşturamamasıdır. Bunu oluşturamamış çocuklar anneleri yanlarından her ayrıldığında ağlamak, korkmak, yoğun endişeye kapılmak, bazen tam tersi anneden uzaklaşmak gibi sağlıklı olmayan davranışlar gösterirler. Bu kurulamayan güvenli bağ kişinin gelecek romantik ilişkilerinde de aynı şekilde çaresizce bu ilgi ve sevgi arayışına girmesine neden olmakta ve uçlara gidilebilmektedir. Yine aynı şekilde çocuklukta yaşanmış ve çocuğun derin bir değersizlik hissetmesine neden olan olaylar, travmalar da ileride takıntılı aşk oluşturmasına neden olmaktadır.

Ayrıca ailede madde bağımlılığı ya da alkolizm olmasının da takıntılı aşk için bir risk faktörü olduğu düşünülmektedir. Kişinin hayatına bir anlam katamamış olması, kendini tatmin etmeyen bir iş hayatı veya sosyal çevreye sahip olması ve bununla beraber gelen sıkıntı ve anlamsızlık hissi de takıntılı aşkın nedenlerinden biridir. Ayrıca buna eşlik eden başarısızlık, düşük özgüven, kırılganlık ve zayıflık hissi kişide yoğun endişe oluşturmakta ve kişi bu endişeyi kafasında oluşturduğu aşka yönlendirerek; bu şekilde dışarı vurmaktadır. Bununla birlikte kişi kafasında oluşturduğu takıntılı aşk ile var oluşuna bir anlam katmakta ve önemli bir boşluğu doldurduğunu düşünmektedir. Bu sebeple de aşk karşılıklı olmadığında yine de bunun peşinden umutsuzca gitmekte, kıskançlık krizlerine girmektedir.

Bu tür psikolojik problemlerle karşı karşıya kalan kişilerin, uzman desteği almaları gerekir.

 

Yazı kategorisi: "İnsan", Yaşam

“Gerçeği hayal ettirmek bir meziyet”


Brooklyn köprüsünde, bir bahar günü, kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde “doğuştan kör” yazılı imiş. Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş…

Bir reklamcı bunu görmüş. Tabelayı almış arkasına bir şeyler yazmış, olduğu yere tekrar bırakmış…

Ne olduysa olmuş… Gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes, başlamış dilencinin önündeki şapkaya, habire para atmaya…

Bir cümle yetmiş, onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede ağzına kadar parayla dolup taşmasına… Şunları yazmış:

“GÜZEL BİR BAHAR GÜNÜ… AMA BEN BAHARI GÖRMÜYORUM… ”

Gerçeği bir bakıma da bir başka türde süslemek hayal ettirmektir.