Yazı kategorisi: "İnsan"

Sizce Aşk mı? Akıl mı?


Aşk ile akıl arasındaki çatışmayı, insanların varoluşundan beri, doğal/tabiatsal ve zorunlu bir çatışma olarak kabul etmek lazım. Acaba bu çatışmalı güçlerin beraber olabilme, ya da birbirlerini tamamlama şansları yok mudur? İnsanlığın oluşumundan bu yana, bu ikili arasında amansız bir mücadele sürüp gidiyor, gitmişti ve daha da gidecektir.

Aşk; aklı sevgisiyle, güzelliğiyle, çekiciliğiyle ve duygularıyla kendine bağlamaya çalışırken; akıl da aşkı, zekâsıyla, bilgisiyle kendine, yani akıl dünyasına çekmeye çalışır. Bunlar hem birbirlerinden vaz geçemez, hem de tabiatsal olarak yana yana geldiklerinde iktidarı ele geçirmek için elinden gelen her çareye başvururlar.

Günün birinde, aşk ile akıl, bir ziyafet yemeğinde buluşurlar. Ziyafet sofrası, kavak ağaçlarının boy verdiği, kelebeklerin uçuştuğu, bülbüllerin ötüştüğü ve yılanların seviştiği, küçük bir şelalenin önünde kurulur.

Akıl; sakin haliyle çevresindeki bu doğa güzelliğinin muhteşemliğini anlamaya çalışırken, aşk içinde gelen, şehvetli bir duyguyla Akıl’a “hoş geldin aşkım” der. Akıl da ona her zamanki emin haliyle  “hoş buldum” diye cevap verir.  Aşk; toprak küpteki kırmızı şarabı, burnunun önünde gezdirip, kokladıktan sonra “in vino veritas” (hakikat şarapta yatmaktadır) deyip, kendince aşka gönderme yapar.

Akıl: Gerçek, şarapta değil, düşünen insanda yatmaktadır, şarap ise bu gerçeği sulandıran ve gizleyen sadece bir sıvıdır.
Aşk: Tabi insan senin gibi duygusuz ve rasyonel olunca, duygu gibi şarapta kar eylemez ve tabi ki çaresiz kalır. Ama duygulu insan onu daha içmeden kendinden geçerek duyguda şahlanır ve kelebek gibi uçarak bir günüle konar.

Akıl: Evet orası öyle, ama duygular kontrolsüz olunca, insanı uçurumdan aşağıya fırlatır, bir daha da carpie-diem (yaşamın tadını çıkaramaz) yapamaz. Onun için insanın şaraptan daha çok, mantığa ihtiyacı vardır. Mantık insanları felaketlerden koruyarak, yaşamda daha dengeli ve mutlu olmalarına yardımcı olur.

Aşk: Hadi oradan duygusuz-buz şey; duygusuz insanlar ne işe yarar acaba? Onsuz kişi ne ağlamanın, ne sevmenin, ne de aşkın anlamını bilebilir.

Akıl: İnsanda tabi ki duyguda mevcut. Ama sorun bu güzelliklerin sadece yaşanması değil, yaşandıktan sonrada, hafızda kalıp hatırlanmaları önemlidir. Buda akıl sayesinde olur. Aşk ta bedensel zevk, akıl da ise zihinsel zevk söz konusudur. Yoksa öyle değil midir?

Aşk: Niye öyle olsun ki; eğer ben neşe âlemimde mutluysam ve zevkim de yerinde ise her şeye sahibim demektir.

Akıl: Bedensel zevkler ve doyumlar yaşanılan bir anlık hoş şeylerdir, eğer bu yaşanılanlar “akıl” aracılığıyla hatırada kalmayıp, yitip gidiyorsa, yaşanılan zevkin de hiç bir anlamı yoktur. Zihinsel boşluk, hiç bir şeyin hatırlanmaması demektir. Yani bedensel zevkler ancak “akıl” sayesinde hafızada tutularak bir anlam ifade edebilirler.

Aşk: Hayır, bedensel zevkler bence çok önemlidir; bunlar hatırlansa da olur, hatırlanmazsa da, önemli olan bunların tatmin edilmesidir. Aşk verim ve berekettir, o üretim ve çoğalmadır, kısacası aşksız hayat ta olmaz. Doğanın tüm yasaları onun ekseninde dönmektedir. Sen bile varlığını ona borçlusun.

Akıl: Ben, aşkın varlığını inkâr etmiyorum, sadece çok duygu yüklü olduğu için ve tartma yetisinden yoksun olduğu için, denetim altında olması gerektiği kanısındayım. Ürettim tek başına yetmez, bunu tartacak, geliştirecek ve ilerletecek bir hesap işine ihtiyaç vardır, bu da akıl sayesinde olur. Doğanın yasaları onun ekseninde değil, tam tersine kendi doğal yasaları ekseninde dönmektedir. Bu yasaları yapan da akıldır. Akıl aşkın da yasasıdır.

Aşk: Akıl hiç bir zaman duyguları yönetemez, sadece onun suç ortağı olur, Aşk bir kaynaşmadır, basit ya da mutlaka mantıklı değildir, Aşk hesap işi değil, duygu ve kendinden geçme işidir, eğer kişi yanmışsa ve aranmışsa, aşk gelir onu bulur ve onunla yek olur.

Akıl: Bulmak, Aramak, Yanmak ve Sevmek sonuçta zihinsel faaliyetlerdir. Neden aramak zorunda kalınıyor? Neden bulma ihtiyacı duyuluyor? Yanarak niye seviliyor? Bunları soran ve cevap arayan duygular değil, bilakis zihindir. Bu anlamda Aşkı değil, aklı tercih etmekte fayda vardır; çünkü aşk nesnenin tek yanını tanırken, buna karşın akıl nesnenin her iki yanını tanımaktadır.

Dr.Beyazıt Taş

 

Reklamlar

Yazar:

Kelimeler bazı şeyleri anlatır. Ama her şeyi yaşatmaz. Bazen ben bile yabancı olurken kendime, sana nasıl anlatırım ki beni? Neşeliyim diyeceğim, belki suratsızlığıma denk geleceksin... Espriliyim diyeceğim, belki ağlamalarıma denk düşeceksin... Özgürüm diyeceğim, belki tutsaklımlarımda yakalayacaksın beni... Kendimi anlatıp da bir kalıba sığdırmak istemem düşüncelerimdeki beni. Hani yaşamadan bilemeyeceğin şeyler vardır ya, onlardan biriyim belki.. Bazıları için herhangi biri.. Bazıları için vazgeçilmez biri.. Düşlediğim kadar insanım, insan olduğum kadar hatalı, hatalı olduğum kadar gerçeğin peşinde...işte ben buyum...İdilce

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s