Yazı kategorisi: Hayata dair, sevgi

“Hayat”


 

Hayat;
Sevmeyi bilecek, bilmiyorsa öğrenecek tadacak, sunacak, paylaşacak ve böyle sevgilerle, bütün sevgileri çoğaltabilecek kadar anlamlı…

 

Reklamlar

Yazar:

Kelimeler bazı şeyleri anlatır. Ama her şeyi yaşatmaz. Bazen ben bile yabancı olurken kendime, sana nasıl anlatırım ki beni? Neşeliyim diyeceğim, belki suratsızlığıma denk geleceksin... Espriliyim diyeceğim, belki ağlamalarıma denk düşeceksin... Özgürüm diyeceğim, belki tutsaklımlarımda yakalayacaksın beni... Kendimi anlatıp da bir kalıba sığdırmak istemem düşüncelerimdeki beni. Hani yaşamadan bilemeyeceğin şeyler vardır ya, onlardan biriyim belki.. Bazıları için herhangi biri.. Bazıları için vazgeçilmez biri.. Düşlediğim kadar insanım, insan olduğum kadar hatalı, hatalı olduğum kadar gerçeğin peşinde...işte ben buyum...İdilce

“Hayat”” için 7 yorum

    1. Evet nasıl olsa hayat uğur bey dünü geride geleceği bilenmezde bugünüde insanca yaşayıp kendimizce birşeyler katıyorsak gece olunca yastığa başımızı koyduğumuzda bugün ben insanlık için kendim için allah için ne yaptım sorusuna vicdanımız rahat yanıt veriyorsak hayat bu işte…Yaşamınız şeker tadında geçsin sevgiler….

      1. Hayat senin için ego tatmininden ibaret.. Birilerini sayfana çekmek, ruhunun oksansanmasi, nabız yoklamak sonra hisseler şeyler.. inceden fircalar, rötarlı donüsler ki en güzel yaptigin şey bu.. Seni de anlıyorum insan farklı renkleri ve sesleri istediğinde doyumsuzlasiyor.. Senin digerlerinden farkin bunu edebi üslup kullanarak yapman.. Çabanın taktir ediyorum, bol şans iyi günler..

      2. Uğur bey birilerini sayfama çekme gibi bir çabam yok kar amacı olmayan sadece bilgi ve birikimlerini paylaşan biriyim… Hayata aynı pencereden bakan insanlar mutlaka birbirlerini buluyor ben egomu çoktan aştım ve ruhumu okşayacak o kadar çok şey varki kainatta ruhuma kısıtlama getirmedim o özgür ve tüm olumsuzluklara rağmen insanlara güvenirim hayat defterimden kimseyi
        silmem mürekkebine göre barındırırım insanları herkes kendi yazısını kendi yazar ucuzsa mürekkebi yazan siler kendini içten yazılmamış her yazı zamanla uçup gider…Bazende insan karşısındakine kızar egosunu tatmin edememiştir isteklerine yanıt bulamamıştır güven duygusunu köreltmiştir insan psikolojisi hırsını tepki göstererek eleştirerek gidermeye çalışır karşısındaki kişinin duygu ve düşüncelerinin doğru olduğunu bilmesine rağmen kabullenmek istemez engel koyar olmadı engeli kaldırır…. İnternette saygın seviyeli edebi ölçüler içinde farklı bir beklentisi ve talebi olmayan bir kadın olarak benim gibilerine dinazor demelerine rağmen şu çivisi çıkmış dünyada ilkelerimden prensiplerimden asla vaz geçmeden ömrüm olduğunca varlığımı sürdüreceğim ve hayat tualimi kendi renklerimle boyayacağım gönlü sevgiden saygıdan geçen herkese gönül soframız açık başımız gözümüz üstüne sevginin ışığı yolunuzu aydınlatsın….

      3. Sen süte mi düştün? Bırak eleştiriyi buna tahammülün bile yok.. Alışılagelmiş pış pışlanmaların aksinde bir düşünceyi, isteklerine yanıt bulamamanın hırsı diye bir aymazlığa yoruyorsun.. Neden itiraf edemiyorsun, daldan dala gezindiğin için konustuğun insana saatler sonra geri döndüğünü, ne mazereti ne müsadesi.. Bunun konustuğun insana saygısızlık olduğunun farkında değil misin?

        Karşındaki kişinin duygu ve düşüncelerinin doğru olduğunu bilmesine rağmen derken bile kendi doğrularının başkaları tarafından da doğru kabullenmesi gibi bencillikte olanın bu soruya vereceği yanıtı tahmin etmek zor olmasa gerek.. Paylaşımının altına icsellik katarak yorum yapan arkadaşını da aba altından sopa göstererek herkesin icinde inceden fırcalaman da egonun tatminin en güzel örneğiydi..Tıpkı “sahibine ceken zilli” örneğinde olduğu gibi..

        Hayat senin pembe panjurlu evinden baktığın manzaranın güzel olduğunu kanıtlamaya calışmandan ibaret değil.. Hayata aynı pencereden baktığını düşünen insanların masalı bloglarında ve sosyal medyada en iyi işlediğin şey.. Hem dünyanın civisinin cıktığını düşünen hem de etrafına sevgi ışığı sactığını düşünerek bu dünyanın halaa iyi bir yer olduğuna inananlar ruhlarını er gec satarlar..

        Söylesene, ne kadarınız gercek sizin, sizin ve aynı pencereden baktığını düşündüğün masalının kahramanlarının? hadi n’olur biraz dürüst olun; gercek düşüncelerinizi başbaşa konuşmalara mı saklıyorsunuz yoksa açıkca konusanları birazcık aptal mı buluyorsunuz? Söylesene dürüstce ama korkaklıklar var mı kalleşlikler var mı icinizde yoksa diplerde saklanan cesaretiniz bir işaret mi bekliyor? Göründüğünüz insan siz misiniz gercekten? Söylesenize etrafına sevgi ışığı saçan insanlar! bir gün cıldırsanızda bütün duygularınızla düşüncelerinizi acıkca söyleseniz, tüm mide bulantılarınızı kussanız, neler duyacağız sizlerden? Yoksa gizli palyaçolar mı çıkacak ortaya? Gizli soytarılar mı? Hadi dürüst olun ne kadarınız kendizsiniz?

        Selametle..

  1. Eğer eleştiriye tahammülüm olmasaydı siz buraya yorum bırakıp duygu ve düşüncelerinizi paylaşamazdınız edep sınırlarını aşmadığınız sürece burada öfkenizi nefretinizi ve eleştirilerinizi dile getirebilirsiniz…sorunuza gelince….
    İçinizde ben mükemmelim diyebilecek kimse var mı ?
    Ama etrafınızda muhakkak “Mükemmel sahtekar” insanlar vardır..!
    Ben mükemmel değilim, kanatsız bir melekte değilim,
    Kusurlarım,yanlışlarım, tamamlayamadığım eksiklerim var hala.
    Ama en önemlisi gerçeğim, “sahte” değilim .
    Bu sebepten dolayı bazen karşıma çıkan “mükemmel
    sahtelikleri” tanımada zorlanıyorum…İnsanların sahte yönlerini görüp, çoğu zaman salağa yatmaktan sıkılıyorum artık.
    Kendimi mutsuz hissediyorum sürekli.
    Mutsuzum çünkü ben “fake” değilim..!
    Evet mutsuzum çünkü sevmeden, “seviyorum”, değer vermeden “değerlisin” diyemiyorum..
    Çirkin bir kıyafete, yakışmayan bir saça güzel olmuş demek gibi bir alışkanlıklara sahip olamıyorum…
    Mutsuzum çünkü hala insan gibi insan olmaya çalışıyorum bu sahte dünyada…!
    Mutsuzluk yerini sakin bir öfkeye bıraktı sanki bu aralar ..
    Öfkeliyim çünkü;
    Sahteliğe öfkelenirken, sahtelikten hoşlanan insanların türediğini görmek daha da acıtıyor canımı.
    Ve bu duruma çaresizce seyirci kalmak korkutuyor beni.
    ” Bir insanı güzelliği için seviyorsanız bu sevgi değil eğlencedir.
    Bir insanı ilginç olduğu için seviyorsanız bu da sevgi değil merakdır.
    Ama bir insanı hiç bir sebep yokken yüreğinizde sıcacık
    hissediyorsanız işte bu gerçek SEVGİ dir.”
    Malesef ortalıkta “”fake ruhlar”” dolaştığı sürece, herkes
    kendi yarımını,eksiğini başkasında tamamlamaya çalıştığı
    sürece bizler çok bekleriz mutlu olmayı.
    Ufacık menfaatleri uğruna bile en basit yalanları gözümün
    içine bakarak söyleyen insanlar tanıdım, tanımaya da devam
    ediyorum. Cahil cesareti denen şeyi hayranlıkla seyrediyorum artık…!
    O yüzden kimseyi, gözyaşlarınızı yorganın altında
    pijamalarınıza silecek kadar sevmeyin ve güvenmeyin.
    Ne kadar arkadaş.. ne kadar dost… ne kadar yar…ne kadar insansın..
    Ne kadar ” FAKE ” isen
    “İşte o kadarsın”…

    İdilin felsefesi….

    1. Daha önce yürünmemiş hiç bir yolun seni nereye götüreceğini bilemezsin.. Sadece tecrübe edecek cesareti gösterebilirsin.. o da tabularını yıkabilirsen..

      iki kişi karşı karşıya geldiğinde birisi diğerine bir adım, diğerinin ise tekme atması olasılıklardan birisidir.. Çünkü yaşanılan hayat, her saniyede bir ağırlaşır; her ağırlıkta bir taşı daha omuzlara bırakır. Başlangıcını göremediğin sonu gelmeyen filmindir. Senaryo uzundur, yol meşakkatlidir.
      Ve yol dikenler ile doludur. Kötülüklere göre göre alışırsın, omuz silkip geçersin, hoşgörmekle başlarsın, sonunda sen de yaparsın. Ruh boyuna ayıp işlerde lekelene lekelene giderek törpülenir, yüce düşüncelerin yayı paslanır; bayağılığın menteşeleri aşınır, başlar kendiliğinden dönmeye… Kişiliklerin çeliği gider, yetenekler piçleşir ve güzel şeylere inanç uçuverir..

      Belli daha çok acıyacak, çok kanayacak yaramız var. Sızı dinmezken…Hüznüm yorgun ve sol yanımdayken; düşündürebilen yüreğine eyvallah demeyi cok isterdim ama vurgun yedikten sonra cansız bir bedene suni teneffüs yapmak kadar manasız kalıyor..

      Ataol BEHRAMOĞLU mizacı vardır ben de,

      öldüğümde
      içimde şarkı söyleyen çocuğa rağmen
      ölmeyi de hak etmiş olmak isterim
      yaşamayı nasıl hak ettiysem

      cansız bedenimi hayal ettiğimde
      ona sadece
      merhamet değil
      saygıda duymak isterim
      bu ben’dim
      ve doğru yaşayabildim

      her hangi bir Tanrıya
      minnet ya da
      gereksinim duymaksızın
      kendim olmayı başarabildim…

      (Okyanusta İlk Karşılaşma’dan)

      Çirkin Layla’n ile bana da zilli Şilam ile güzel günlere uyanabilme temennisiyle geceye ve sana veda ediyorum artık.. Hoşça kal!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s