Yazı kategorisi: Yaşam ve insan

“Bostan korkuluğu”


17554028_1851598871786123_1205484251410765373_n

 

Bir gün bir bostan korkuluğuna dedim ki;
“bu ıssız tarlada dikilmekten yorulmuş olmalısın”
Ve korkuluk dedi ki;
“korkutmanın zevki derin ve devamlı, beni hiç yormuyor”
Ben de o zevki bilirim dedim.
Dedi ki; “bunu sadece içi samanla dolu olanlar bilir”

Bostan Korkuluğu / Halil Cibran

Yazı kategorisi: Hayata dair, Yaşam ve insan

“Ön yargı”


depositphotos_12597656-stock-photo-four-seasons

 

Bir zamanlar 4 Oğlu olan bir adam varmış.. Çocuklarının çok erken karar vermemeleri ve ön yargılı olmamaları için onları bu konuda eğitmek istemiş.

Böylece her birini uzak bir yerde duran Ağacın yanına gidip ona bakmalarını istemiş. .

İlk oğlan Kışın gitmiş, İkincisi İlkbahar, üçüncüsü yazın
ve sonuncusu sonbaharda.

Geri döndüklerinde hepsini bir araya çağırmış ve ne gördüklerini sormuş.

İlk Oğlan Ağacın çok çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu söyledi.

İkinci oğlan Hayır yeşillikle doluydu ve canlıydı dedi.

Üçüncü oğlan başka fikirdeydi. Çiçekleri vardı ve kokusuyla görüntüsüyle o kadar muhteşemdiki daha önce hiç böyle bir şey görmemişti.

Sonuncu Oğlan hepsinin haksız olduğunu ve ağacın meyvelerle dolu, canlı ve hayat dolu olduğunu belirtti.

Yaşlı Adam Oğullarına hepsinin haklı olduğunu söyledi. Çünkü hepsi farklı mevsimlerde ağacı görmeye gitmişti.

Onlara bir Ağacı veya bir İnsanı, kısa bir süre veya bir mevsim tanıdıktan sonra yargılayamayacakları nı anlatmaya çalıştı. Yada neye sahip olup olmadıklarını.

Gerçekleri ancak sonunda, 4 mevsimi gördükten sonra görürsünüz.

Eğer kışın vazgeçersen İlkbaharın nimetinden olursun, Yazın Güzelliğinden ve Sonbaharın bütünlüğünden de.

Bir mevsimin acısının, diğer güzel mevsimleri parçalamasına izin vermeyin.

Hayatınızı bir mevsim (bir dönem) yüzünden yargılamayın.

Unutmayın ki ilerde şu anki zamanı arayabilirsiniz ve daha güzel günlerde yaşayabilirsiniz…

Yazı kategorisi: Yaşam ve insan

“Ne güzel şeydir, inanmak ve inandığını yaşamak.”


10926402_1042381292455222_8915793663538518477_n

Ne güzel şeydir, inanmak ve inandığını yaşamak.
Zor olan, sorgulayarak inanmak, inandıklarını sorgulayabilmektir.
Kolaydır, kazananın yanında olmak; zor olan kaybedeni ayağa kaldırmaktır.
Kolaydır, “Hocanın gittiği yoldan” gitmek, zor olan, hocayı sorgulayabilmektir.
Kolaydır, başkalarının düşlerini yaşamak,
Zor olansa düş kurabilmektir. Ve düşlerinin peşinden gitmek…
“İmaj” yapmak kolaydır, zor olan “olduğun gibi görünmek ya da göründüğün gibi olabilmektir”.
“Böyle gelip, böyle gitmesi” kolaydır, zor olan “tekere çomak sokmaktır”.
Bir adam düşünür, milyonlar peşinden gider.
Kolaydır, “milyonların içinde bir” olmak; zor olansa “milyonda bir” olabilmektir.
Birkaç kitap, birkaç makale ile okul kantinlerinde, kahve köşelerinde atılan birkaç nutuğun peşinden gitmek kolaydır.
Gayret ve mesai ister kütüphanelere gömülmek,
Yürek ister, kendi tezini yazmak…
“Bilgi sahibi olmadan, fikir beyan etmek” kolaydır.
Zor olansa “fikir sahibi” olmaktır.
“Top yekun” reddetmek kolaydır,
Zor olansa nüansları yakalayabilmektir.
“Homojen” olmak kolaydır; kolayda, yok olup gitmek,
Zor olansa “heterojen” yapının içinde var olabilmektir.
Sorgulamak yürek ister, kendi hayatının koçu olmak, kendin ve başkaları için düşünmek, düşündüğünü söylemek ve inandığını yaşamak, yürek ister.
Sadece kendin için değil, herkes için adaleti aramak, yürek ister.
“Kendin için istediğini herkes için istemek,
Kendine yapılmasını istemediğini de başkasına yapmamak” yürek ister…