Yazı kategorisi: Yaşam

“İki yüzlü”


Kendilerini sevmeyip bana seni seviyorum diyen insanlara güvenmiyorum. Afrika’da bir söz vardır; kendi çıplak olan, sana gömlek veriyorsa dikkatli ol….

Yazı kategorisi: Yaşam

Yaşama dalgın dalgın bakmak yakışır mı?


Yine hüzün mevsimi dallarımızı eğdi, unuttuk sandığımız zamanın boşluğuna düştük ne çok türbülansı varmış yaşamın!
Limanları şiirli dalgalarla çoğaltıp, en az olduğumuz zamanlarda bile düş teknelerimizi batırmadan yaşamda yol aldık.
Yaşanmışlıkların ya da yaşanamayanların denizinde çok yorulduk yüzmeyi unuttuk kimi zaman!
Aslında!
Demir alıp dağılmış, kırılmış yüreğimizle adını bilmediğimiz denizlere gitmek var!
Yeni yüzlerle yeni dalgalarla koşmak hiç yazmadığımız şiirlerle içimizde ne varsa çaktırmadan gözyaşlarımızı dalgalara karıştırmak…
Sonra kaptan yelkenler fora diye bağırmak son sesimizle.
Acıları anaforlara kaptırıp yaşama yeniden merhaba diyebilmek!
Bir martının kanadında yüksele bilmek yüreğimizin çırpınışlarıyla…
Yeni bir gök yeni bir deniz özlemiyle yeni bedenlere girebilmek başka düşlerle uyanmak, umarsız zamanlara merhaba diyebilmek ne güzel olurdu…!

Bir balığın gümüşi renginde parlamak, akşam güneşine aşkın sesiyle şarkılar söyleyebilmek, ellerimizle özlemli bulutlar toplayabilmek yumak yumak…
Keşfedilmemiş adalarda yalnızlığı solumak dibe vurmak en saklı yerlerimizle hayatı yeniden kendimize sunmak!
Koşturmacalar içinde kendimiz unutmak, özlemi ağlarda takılı bırakmak çıkarsızlıklarla yaşama dalgın dalgın bakmak yakışır mı insana?
Onca açlığımız içinde sevgisiz, mutsuz insanlar olarak devam etmek değer mi?
Hayatın acımasız gözlerinde nedensizce yok olmak!
Bir avuç cana yaşam sunmak varken, her yeni dalgada toparlanamadan başka dalgada savrulup gitmek…
Küçük mutluluklarımızla avunmayı zaten çoktan öğrendik!
Hepimiz küçücük kalp atışlarımızı büyütmeyi nasıl da öğrendik kendimizi kandırarak değil mi?
Nerde kaldı peki yaşamın adı, tadı! Neydik zamanın kıvrımlarında sürünerek toprağa değen tenimizle her an ölümü karşılamaya hazırlanırken…
Neydi bizi yaşama bu kadar bağlayan ve bırakan!
Tek sözde yaşamın denizinde boğarken, tek sözde suni teneffüs yapan etkili sözcükler…
Ne kadar acı su kaçtı genizlerimize, yaşadıklarımızdan ne kadarını çıkara bildik sizce?
Oysa yaşamın yalanlığı kadar yalandık bizde, bir yıldız kayması ömrün göğünde ne kadar özgür yaşadık?
Bir avuç düş alıp ceplerimize kaç kez çıktık sokaklara yakalarız diye dünyayı!
Yakalarız diye çıkıp elimizde kırgınlıklarla evimize yaralı bir canlı gibi sığındık mabetlerimize…

Kimi gönlümüzün topallığıyla sürüklendik, kimi yaşamın kör gözleriyle karşılaştık kimi hiçliğin salıncağında sallandık durduk…
Komik olan ne biliyor musunuz?
Hepimizin aradığı olgular aynıyken kendimizle kayboluşumuz…

Yazı kategorisi: "İnsan", Yaşam

“Kainata sevgiyle bakıyor ve algılıyorum”


“Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse; eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa; eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa; eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik günü birlik arkadaşlık, dostluk, sevgisizlik, aşk egemense ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım? Tam tersine baş kaldırırım, direnirim böyle bir çağa karşı. Bu yüzden dinozorlukla suçlanmam da vız gelir bana. Kim nasıl düşünürse düşünsün, ben gözlerimi yummuş hep sağanak sağanak sevginin yağdığı, herkesin sevgiyle oturup sevgiyle kalktığı o günleri tahayyül ediyor ve kainata sevgiyle bakıyor ve algılıyorum talihime gülücükler gönderiyorum…