“Tevâzû libâsına bürünmek”


Tevhîde ermenin yolu zihni bilgiyle, aklı düşünceyle, kalbi aşk ve muhabbetle doldurmaktan geçer. Aşk ile dolu bir gönül nereye bakarsa sadece O’nu görür, O’ndan başkasını görmez. Çünkü Kur’an’da: “Nereye dönerseniz dönün Allah’ın yüzü oradadır” buyurulmaktadır.

Allah’ın rahmetinin her şeyi kuşattığına inanan, mutlak varlığın sadece O olduğunu bilen insanın gözünde fâil-i mutlak O’dur. Çünkü mü’min: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-Aliyyi’l-Azîm” ifâdeleriyle her türlü güç, kuvvet, tâkat ve enerjinin Yüce Allah’tan olduğunu itirâf etmektedir. Gerçek tevhîd bu itirâfı kalben hissetmektir. O yüce varlığa vuslatın yolu kendi varlığından geçmek, muhabbetle her şeyde Allah’ı tefekkür etmektir. Tevâzû libâsına bürünmektir. Bu bir bakıma hiçliğe ermek, kendi fânî varlığını yok saymak, Hakk ile kâim olduğunu kavramaktır. Bu idrâke ererek aşk eteğine yapışan gönlünden Hakk’ın dışındaki ağyârı temizlemiş olur…