Yazı kategorisi: "İnsan", Yaşam

“Sakın Aklından Çıkarma”


0_71527_26b994ca_XL

Sabaha karşı ve akşam vakti zevk almak ya da acı duymak için okuyabileceğin bir yazı istiyorsan, güneşin altın gibi parlatıp ayın gümüşe dönüştüreceği harflerle şunu yaz evinin duvarına:

“BAŞKASININ BAŞINA GELEN HER ŞEY, SENİNDE BAŞINA GELEBİLİR…”

 

Reklamlar
Yazı kategorisi: "İnsan", Tasavvuf

“Tevâzû libâsına bürünmek”


 

Tevhîde ermenin yolu zihni bilgiyle, aklı düşünceyle, kalbi aşk ve muhabbetle doldurmaktan geçer. Aşk ile dolu bir gönül nereye bakarsa sadece O’nu görür, O’ndan başkasını görmez. Çünkü Kur’an’da: “Nereye dönerseniz dönün Allah’ın yüzü oradadır” buyurulmaktadır.
Allah’ın rahmetinin her şeyi kuşattığına inanan, mutlak varlığın sadece O olduğunu bilen insanın gözünde fâil-i mutlak O’dur. Çünkü mü’min: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-Aliyyi’l-Azîm” ifâdeleriyle her türlü güç, kuvvet, tâkat ve enerjinin Yüce Allah’tan olduğunu itirâf etmektedir. Gerçek tevhîd bu itirâfı kalben hissetmektir. O yüce varlığa vuslatın yolu kendi varlığından geçmek, muhabbetle her şeyde Allah’ı tefekkür etmektir. Tevâzû libâsına bürünmektir. Bu bir bakıma hiçliğe ermek, kendi fânî varlığını yok saymak, Hakk ile kâim olduğunu kavramaktır. Bu idrâke ererek aşk eteğine yapışan gönlünden Hakk’ın dışındaki ağyârı temizlemiş olur…
Yazı kategorisi: zihinsel duygularımız

“Hissetme ve Düşünme..”


 

suluboya-kız-ve-kelebekler

 

Yasam deneyimlerimiz seçimlerimizle belirlenir. Bizi de seçimlerimize kararlarımız götürür. Kararlarımızın altında değerlerimiz ve öz değerlerimiz bulunmaktadır. Deneyimlerimiz bir şekilde kendimizi var edebilmek, ifade edebilmek demektir.

Kararlarımızı verirken kişiliğimizi oluşturan iki özelliğimizi kullanırız. Düşünmek ve Hissetmek… Her ikisi de hayatı algılama biçimimiz ile ilişkilidir. Karar mekanizmamızın temelini oluşturan iki kavramdır. Kararlarımızı ya düşünerek ya da hissederek veririz.
Bazen de her ikisini kullanırız. Bu durum bizim kişiliğimizde bir değişim içinde olduğumuzu işaret eder. Ego benliklerimiz devredeyken düşünme eylemindeyizdir. Hissederek kendi içimizle temasa geçeriz ve bu geçiş sürecinde eski patern ve yeni patern ikisi birden ortaya çıkar. Öz benliklerimizle bağlantıya geçtikten sonra artık hislerimiz ön plandadır ve düşünme eylemi yerini hissetmeye bırakır.

Düşünerek karar verdiğimizde kararlarımız zihnimizde oluşturduklarımızdan ibarettir. Yani zihnimiz, aklımız, egolarımız devrededir. Geçmiş deneyimlerimizden çıkarttığımız sonuçlarla oluşturduğumuz genellemelerimiz, inançlarımız bir şekilde bizleri sınırlar. Düşündüklerimiz bilinçaltı zeminimizde oluşturabildiklerimiz kadardır. Oluşturduğumuz inanç döngüleri biz farkında olmadan tekrarlar durur.
Oysaki hissederek kendi özümüzle bağlantıya geçeriz. İçimiz Evrenin sonsuz ve sınırsız potansiyeli olduğunu bilir ve bilgi bizim için en doğru karara kendi sezgilerimizle ulaşmamızı sağlar. Bu durumda karar aşamasında teslimiyet vardır ve kendimize yaratıcı yönümüzle temasa geçmek için izin veririz. Sağ beynimizi kullanırız.
Oysaki düşünerek sol beyin faaliyetlerini kullanırız. Mantık yürütmeye çalışırız, Bilinenin ötesine geçemeyiz. Bilinmeyen korkutur. Kararlarımızı verirken yaşamı kontrol etme eğilimindeyizdir. Kararlarımızın ardında mutlaka somut değerler, maddeler, kavramlar vardır. Yaşanacak duygular sonuç kısmında yer alır. Süreçte akıl devrededir.
Hissederek ise duygularımız ve hissettiklerimiz en başından devrededir. Bir karar aşamasında içimizde sevinç ve coşku hissediyorsak bizim için doğru karardır. İçimiz kendi gerçeğimizi bilir. Hissederek bir şeyi oldurmaya çalışmayız, düşünerek ise aklımızın izin verdiklerini oldurmaya çalışırız.
Yaşam hedeflerimize ulaşırken kişiliğimizin bu yönünü dikkate almakta fayda var. Bu sayede eğer hedefe ulaşamıyorsak kendimizi nerede ve nasıl sınırladığımızı bulma imkanına kavuşuruz.