Yazı kategorisi: Hayata dair

Kıssadan hisse…! “Hazine biziz”


Bir genç babasına sordu: 
Siz daha önce nasıl yaşadınız?
Teknolojiye erişim yok
Uçak yok
İnternet yok
Bilgisayar yok
Gösteri yok
TV yok
Klima yok
Araba yok
Cep telefonu yok”…
Baba cevap verdi;
“Aynen sizin neslin bugün nasıl yaşadığı gibi yaşıyorduk”
“Dua yok
Şefkat yok
Onur yok
Saygı yok
Karakter yok
Utanç yok
Alçak gönüllülük yok
Zaman planlaması yok
Spor yok
Okuma yok”…
Biz, 1940-1980 arasında doğan insanlar Allahın sevgili kullarıyız…
Hayatımız gerçek bir kanıtdır;
👉 Oynarken ve bisiklete binerken, asla kask takmadık.
👉 Okuldan sonra akşama kadar sokakta oynardık. Hiç televizyon izlemezdik.
👉 İnternet arkadaşlarıyla değil gerçek arkadaşlarla oynardık..
👉 Susadığımız zaman,şişelenmiş su değil, musluk suyu içerdik.
👉 Aynı bardağı dört arkadaşla paylaştığımız halde hastalanmazdık.
👉 Her gün çok pilav yediğimiz halde hiçbir zaman kilo almadık.
👉 Çıplak ayakla dolaşırdık ama ayaklarımıza bir şey olmazdı.
👉 Annemiz ve babamız bizi sağlıklı tutmak için hiçbir zaman ek gıda takviyeleri, vitaminler vermezlerdi.
👉 Kendi oyuncaklarımızı kendimiz yaratır ve onlarla oynardık.
👉 Ailemiz zengin değildi. Bize mal mülk değil, sevgi verdiler.
👉 Cep telefonlarımız, DVD’lerimiz, oyun istasyonumuz, XBox’ımız, video oyunlarımız, kişisel bilgisayarlarımız, İNTERNET sohbetimiz olmadı – ama bizim gerçek arkadaşlarımız vardı.
👉 Arkadaşımızın evini davet olmadan istediğimizde ziyaret eder ve onlarla birlikte eğlenerek yemek yerdik.
👉 Senin dünyandan çok farklı olarak bütün akrabalarla iç içe yaşar, aramızda sıkı bağlar olurdu.
👉 Çektiğimiz fotoğraflar siyah beyazdı ama renkli anılarla dolu idi.
👉 Biz kendine has, anlayışlı bir nesiliz, çünkü biz ebeveynlerinin söylediğini dinleyen son nesiliz. 
Ayrıca, çocuklarını dinleyen ve dikkate alan ilk nesiliz. 
Ve sizler yaşındayken asla var olmayan bir teknolojiyi nasıl kullanacağınız konusunda size yardımcı olabilecek kadar zeki olan da biziz !!!
SınırlıI sayıda üretildik… Bu yüzden;
Bizden keyif alın,
Bizden öğrenin,
Hazine biziz…

Sevginin ışığı daima yolunuzu aydınlatsın…

Yazı kategorisi: Hayata dair, Mutlu yaşam

“Mutluluk”




Mutluluk; Cana can katanımla bir yaz denizinin karşısında, bir ağaç gölgesindedir. Tedirgin edilmeden uyunan bir toprak parçasındadır. Bir bahar sabahında çıplak ayakla koşulan ıslak çimenlerdedir. Sıcak bir günün bitimine doğru birdenbire esiveren serin bir yeldedir. Güvenli bir düşüncenin aydınlığında, sıcacık bir omuzun, dizlerin yumuşaklığında sevi’sinde, uygun bir sesin titreşimindedir. İstekle ısırılan bir peynir diliminde, yanarak içilen bir yudum suda, özlemle aranan bir fincan kahvededir. Bakkaldan alınan bir paketi taşırken dergilerden yapılmış kese kâğıdında göz ucuyla okunuveren güzel bir sözdedir. Günün ilk aydınlığında, gecenin son karanlığındadır. Özlenen can tadının meyva çiçeği tadına dönüşümündedir, renk renk duyguların oluşumunda bilinmeyen renklerin şekillenmesindedir, yüreğin dudaklarındadır. Bir annenin oksayışında, bir babanin bakışında, bir can’ınn dokunuşunda, çocuğun gülüşündedir. Bir ayrılışta dudaklara can ateşiyle konan öpücüktedir..

Yazı kategorisi: sevgi

“Babalar en çok kızlarını sever”


 
 
Babalar aslında en çok kızlarını severler
Ama inanmaz kimse buna
“Yalan” derler”imkansız” derler.
Her nedense kimse çıkıp da “neden?” demez.
Nedendir bilir misiniz?
Çünkü kız babası olmak,
Farklıdır, özeldir bambaşka bir duygusallık verir babalara
Hayatında hiç ağlamayan babalar bile kızlarını ellerine aldıklarında
Tutamazlar göz yaşlarını…
Ama bir taraftan da zordur kız babası olmak.
Bir kız iki evlat demektir.
İki canı birden sırtına yüklenmek demektir.
Çünkü biri iki yapan da kadındır, ikiyi üç yapan da…Bunu bildiklerinden babalar,
Onların üzerlerine daha da titrerler.
Onlara her baktıklarında annelerini,
Bazen kırdıkları ama her şeye rağmen onları yetiştiren
Annelerini anımsarlar…

Ama bir yandan da koruma iç güdülerine yenilirler
Kızlarına hiçbir şey olmasın
Onlar hiç üzülmesin,
Gözlerinden bir damla yaş gelmesin isterler
O bir damla yaş için koca dünyayı yıkacak olurlar…

Ama bu sevgilerini,
bu bağlılıklarını,
Asla gösteremezler, utanırlar.
Çünkü baba demek; güçlü, çatık kaşlı olmak olarak öğretilmiştir
Onlara…

Gülümsemek isterler o güzel kızlarına gülümsemek…
Ama rolünün dışına çıktıklarını düşünüp
Dönerler eski çatık kaşlı, gergin suratlarına…
Bazen ağlamak isterler
Ama “Erkekler ağlamaz” denmiştir onlara
Yapamazlar bu yüzden saklarlar gözyaşlarını…

İşte böylece her şeyi içlerine atarlar
Kız babaları
Yansıtmazlar asla duygularını…

Ama dayanamazlar gece yarılarına
Ve giderler o güzel kızlarının tatlı şirin odalarına
Uzun uzun bakarlar yüzlerine
Ve bir kez daha hayran olurlar
O muhteşem güzelliklerine
Gündüzleri dokunamadıkları gözlerine, ellerine
Hiç bırakmayacakmış gibi dokunurlar
İçlerindeki duygunun gözyaşlarını boşaltırlar
Ve yavaşça güzel kızlarını öpüp
“İyi geceler” derler
Derinden derinden…

Eğer siz de bir sabah uyandığınızda yanağınızda
Bir damla gözyaşı hissederseniz
Bilin ki babanız o gece de sizi izlemiş
Ve en sonun da “iyi geceler” deyip gitmiştir…