Yazı kategorisi: Gerçek hikayeler

“Mermerci ve heykeltraş”


Büyük İskender... Great Alexander...İstanbul Arkeoloji Müzesi... Istanbul Archaeology Museums by arkeolog59.

Bir heykeltıraş, işleyip heykel yapmak üzere mermer satın almak istiyordu. Mermercinin bahçesinde dolaşırken, köşeye atılmış bir kaya parçasına gözü ilişti.

“Bu mermer parçasının fiyatı nedir?”diye sordu mermerciye.

“Bedava” cevabını verdi mermerci, “eğer işine gerçekten yarayacağını düşünüyorsan, para vermeden götürebilirsin.”

Heykeltıraş şaşırmıştı:”Neden bedava veriyorsun bunu?”

“Şekli bozuk çünkü” dedi mermerci, “kimse satın almak istemiyor ve bahçemi işgal etmekten başka bir işe yaramıyor. Alıp götürürsen, beni ancak mutlu edersin.”

Birkaç ay sonra, heykeltıraş mermercinin dükkânına elinde bir kutuyla girdi ve kutuyu mermerciye uzattı. Mermerciyi kutuyu açti, içinde harika bir heykel duruyordu.

“Şu güzelliğe bakın!” dedi mermerci. “Eminim bu sanat eseri için büyük paralar isteyeceksin. Peki ama onu neden bana getirdin?Biliyorsun, ben sadece mermer tası satarım…”

“Hayır, hayır” diye cevapladı sanatkar, “bu sana bir hediye.”

“Bana hediye mi? Neden?”

“Çünkü bu taş senin.”

“Nasıl yani?”

“Hatırlamıyor musun, buraya altı ay önce gelmiştim ve bana bahçenin köşesinde duran bir tas parçasını vermiştin?”

“E… evet, o heykeltıraş sendin. Simdi hatırladım.”

“Işte bu heykeli bana verdiğin taştan yaptım.”

Mermerci altı ay önce söylediği sözleri hatırlayıp utandı:

“Allah’ım! Bu harika heykelin o çirkin taştan çıkabileceğine kim inanabilirdi ki?”

Michelangelo da başka heykeltıraşların almak istemediği bir büyük mermer bloğu alıp o dünyaca meşhur Hz. Davut heykelini yapmışti.Kendisine bu harika sanat eserlerini nasıl yaptığını soranlara da su cevabi vermişti: “Ben her mermerin içinde bir melek görürüm ve onu özgürlüğüne kavuşturuncaya kadar, mermeri keski ve çekicimle oymaya devam ederim.”

Ne dersiniz, çoğu zaman beğenmediğimiz, şikayet ettiğimiz hayatımız da o çirkin mermer parçasına benzemiyor mu? Yapmamız gereken, hayat taşımızın üzerindeki fazlalıkları atmak ve içimizdeki meleği açığa çıkarmak değil mi? Hayatımız Yaratıcımız’ dan bize bir hediye.Onun içinden çıkarttığımız sanat eseri ise bizim ona hediyemiz…

Reklamlar
Yazı kategorisi: Yaşam

“Hayatta hiç birsey yolunda gitmiyor diyenlere”


bambu_agaci

 

Çin Bambu ağacının yetişmesi, olumlu ısrar için güzel bir örnektir. Çinliler bu ağacı şöyle yetiştirir:

Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir.

Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir.Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez.Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez.Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler. Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.

Akla gelen ilk soru şudur :Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mi Yoksa beş yılda mı ulaşmıştır?

Bu sorunun cevabı tabii ki beş yıldır.

Büyük bir sabırla ve israrla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydik?…

Bir başarının şartları her zaman çok basittir.

Bir süre için çalışın,

Bir süre tahammül edin.

Her zaman inanın.

Ve hiçbir zaman geri dönmeyin.