Yazı kategorisi: Hayata dair

Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı…!


İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!
Başkasının yerine koyabilmeli kendini;
Ağlayan birine “gül”, inleyen birine “sus” dememeli!
Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!

Su adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı; sevgisiz, soysuz kalarak!
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,
Derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine…
Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını…
Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda;
Öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!
Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği;

Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli!
Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi,

Mutlu etmeden mutlu olmayı beklememeli!

Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı;

Bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için; kaçırmamalı!
Çünkü hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için,
Hiç çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin;
Ağlamayı bilmiyorsan, neşesizdir kahkahaların;
Merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların…

Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten herkesi unutmamalı!
Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için…
Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil,

Söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!
Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere…

Hafızası olmalı insanın; hiç değilse;

Aynı hataları, aynı bahanelerle tekrarlamaması için!
Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak!

Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!
Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi

Ama kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki, hakkını verebilsin sevdiklerinin

Zaman bulabilsin; Bir teşekkür, bir elveda için…
Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer;

Asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten

Ama herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan!
Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi…

Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı…!

Yazı kategorisi: "İnsan", Mutlu yaşam

“Gençliğime sevgilerimle”


Zaman makinesi olsaydı ve kendi gençliğime, mesela 17 yaşıma, dönseydim, kendime şunları söylerdim:

En önemli şey aşk. Onu doya doya yaşa bu bir.
Ne yapmayı sevdiğini bul ve sonra o sevdiğin şeyi yapabiliyor musun ona bak. Yapamıyorsan, boşuna enerjini tüketme, yapabilenler yapsın. Yapıyorsan, dünyanın en şanslı insanlarından birisin, dilini ısır, kimseye söyleme. 
Sevdiğin insanlar bul. İşlerini onlarla yapmanın yollarına bak. Hayat ‘yap et çalış başar’la geçiyor ve bu maraton çok sevdiklerinle geçerse, iş yapmamış, sürekli aşk yapmış olursun. 
Birkaç kişinin elini sıkı sıkı tut. Onların dertleriyle dertlen, mutluluklarıyla uç, dediklerine kulak ver. Onları kaybetme. Her şey değiştiğinde, senin en orijinal halini bilip sevenlere ihtiyacın olacak. 
Kendini onunla bununla karşılaştırma. Başkalarının kriterlerine göre seçim yapma. O zaman başkalarının gideceği yerlere gidersin. Oralarda ne işin var? Senin yolun başka. Yokuşların başka. 
‘Konu komşu ne der’ diye dinleme. Komşu senin hayatın hakkında topu topu 15 dakika konuşacak. Sense ölene dek, onu yaşayacaksın. 
Hareket et. Her gün hareket etmeyi alışkanlık haline getir. Bir spora kafayı tak. Dansa kafayı tak. Satranca kafayı tak. Kafayı taktıkların ileride yaldız olup üzerine yağacak. 
Her gün oku. Her şeyi oku. Ağaç olmak nasıldır, Van Gogh olmak nasıldır, İkinci Dünya Savaşı’na katılmış olmak nasıldır? Öğren. Bir gün hepsi, bir yapboz gibi, birleşip sana inanılmaz gerçekleri gösterecek.
Kızlar zekadan, çalışıp başarandan ve espriden hoşlanır. Erkekler güzellikten, edadan ve huzurdan hoşlanır. 
Hayat alışkanlıklarla yürüyor. Bir şeyi iyi yapmak istiyorsan hemen alışkanlık haline getir. Alışkanlıksa tekrarla oluyor. Beyin böyle programlanıyor. Bir şeyi sürekli yaparsan, başka şeyi düşünmüyor, onu hep öyle yapıyor. O yüzden alışkanlıklarına çok dikkat et. Neyi alışkanlık yaparsan, hayatın ondan oluşacak unutma. 
Erken kalkmak kulağa berbat geliyor biliyorum ama ‘erken kalkan yol alır’hayatımda duyduğum en doğru şey. Bazen saat 8:30’da üç şey bitirmiş oluyorsun ve inanamıyorsun zamanın göreceliğine. 
Dedikodu yapma. Dedikodu nasıl bir şey biliyor musun… Böyle evinin içine çöp boşaltmışsın gibi. Ağzını, içini, evini kokutuyor. Rahatlatır sanıyorsun ama pisletiyor insanı. Gül geç. Hem dedikodu yapanların başına mutlaka, ayıpladıkları, beğenmedikleri, çekiştirip durdukları şey gelir, unutma. Hayatın mizah anlayışı böyle.
Kızlar! Güzel mi güzel bir kadın olduğunuzda, kendi atınız olsun. Kendi paranızı kendiniz kazanın, onu şakır şakır harcayın. Böylece ayrılıklarla, boşanmalarla attan inip eşeğe binmezsiniz. Atınızı kimse altınızdan alamaz. Dörtnala başka yere gidebilirsiniz. 
Erkekler! Yakışıklı mı yakışıklı bir erkek olduğunuzda, kadınlara, çocuklara ve hatta birbirinize asla el kaldırmayın. O güç güç değil. Kaba kuvvet o. Korkudan kaynaklanır. Kaybetme korkusundan. Ve kimseyi avucunuzda sıkarak elinizde tutamazsınız. Tam tersi, avucu apaçık tutacaksınız.
Kendinden başka kimseyi suçlama. Suçlamak, nasıl diyeyim, zehirli bir duygu. İnsanı frenler. İnsanı kurban psikolojisine sokar. Atıl bırakır. Hatta şimdiden duvara ‘kendimi suçlu hissetmiyorum’ yaz. Çok faydasını göreceksin. 
Ceplerden, bilgisayarlardan, televizyonlardan uzak 1 saat ayır kendine. Kendinle sosyalleş. Yoksa unutursun nasıl biri olduğunu. Hayatın sana başkaları tarafından yansıtılmayan bir aslı var. Onu dinle, deniz kabuğu dinler gibi. Yalnızlığını kimseye verme. 
Yalnızlığın hariç her şeyi paylaş. Çünkü reklamda dediği gibi, ‘hayat paylaşınca güzel’. 
Her gün şükret. Şükürü dualarından asla eksik etme. Şükür kadar insana iyi gelen şey yoktur. Bir şey istemekten, dilemekten bile iyidir. Sıcacık yapar ruhunu. ‘Bendeki bana yeter, hatta artar bile’ dünyanın en güzel felsefesidir.
Birinden bir şey isteme. Onun yerine birine bir şey ver. Bak neler olacak seyret sonra.
Karanlık günler olacak. Düşeceksin de. Yaralar da açılacak. O zamanlarda şunu unutma: Tünel bitecek. Kalkacaksın da. Kabuk da bağlayacaksın. 
Sevdiklerine bıkıp usanmadan, seni seviyorum, seni çok seviyorum de. Hatta sen ne yaparsan yap, kim olursan ol çok seveceğim de. 
Korkmaktan korkma. Ödün bile kopsun. Sonra kapa gözünü bas karanlığına. Belki biri bir taş döşemiştir kim bilir. 
Böbürlenme. Kibirlenme. Köpürme. 
Abart. Çoğalt. Parlat.
Her gün, bir yazar tarafından hayatının hikayelendirildiğini düşün ve dinle. Böyle bir kahraman olmak ister miydin?
İstiyorsan başarıyorsun. Ne mutlu sana…

Yazı kategorisi: Hayata dair

“Ama bir insan”


Bir kahvenin tadını, bir insan sesi değiştirebilir. Berbat bir günü bir insan yüzü güzelleştirebilir. Acı bir haberi bir insan sözü hafifletebilir. Mutlu bir anı, bir insan daha mutlu yapabilir. Ama bir “İNSAN”

Yazı kategorisi: Hayata dair, Mutlu yaşam, sevgi

Yaşamda en çok…!



Yaşamda En Çok Çocukların Gözlerini Sevdim; içimde Huzurun Mutluluğunu Yaşattığı İçin Yaşamda En Çok Dinmeyecek Sanılan Fırtınaları Sevdim; Yaşamın Her Döneminde, Savaşımı Vermem Gerektiğini Öğrettiği İçin,Yaşamda En Çok Fırından Yeni Çıkmış Ekmeğin Kokusunu Sevdim; Duyumsama Duyumun , Bugün de Yanımda Olduğunu Bana Anımsattığı İçin,Yaşamda En Çok Başarısızlıkları Sevdim; Başarıya Giden Yolu Gösterdikleri İçin,Yaşamda En Çok Geceleri Sevdim; Tüm Günümü Nasıl Geçirdiğimi Değerlendirme Olanağı Verdiği İçin,Yaşamda En Çok İnsanların Sorunlarını Dinlemeyi Sevdim; Yaşamın Gerçeklerini Görüp, Daha Olgun İnsan Olacağımı Bildiğim İçin,Yaşamda En Çok Duyulan Eksiklikleri Sevdim; Her şeye Sahip Olmanın, İnsanı Ne Kadar Mutsuz Ettiğini Bildiğim İçin,Yaşamda En Çok Arkadaşlarımla Geçirdiğim Zamanları Sevdim;içten Bir Sohbetin,tüm Ağrılara İyi Geldiğini Bildiğim İçin,Yaşamda En Çok Sevdiklerimin Ellerini Tutmayı Sevdim; Avucumun İçine Bıraktığım Yüreğime Dokundukları İçin,Yaşamda En Çok Sabahın Erken Saatlerinde Çalan Çalar Saatimin Sesini Sevdim; Bana Bugün De Yaşama Olanağı Verildiğini Gördüğüm İçin,Yaşamda En Çok Sevmekten Ve Sevilmekten Korkmayan İnsanları Sevdim;sevme Ve Sevilmenin Yapaylıktan Değil,doğallıktan Geldiğini Bildikleri İçin,
Yaşamda En Çok Buzlu Yollarda Yürümeyi Sevdim; Yaşamda Da Atılan Yanlış Bir Adımın, İnsana Ne Denli Acı Vereceğini Anımsattığı İçin,Yaşamda En Çok Uzaklıkları Sevdim; Özlemlerin Duyguları Pekiştirdiğini Bildiğim İçin,Yaşamda En Çok Yaşamın Renklerini Sevdim; Yaşanılan Tüm Duyguları Tablolara Döktüğü İçin,Yaşamda En Çok Sonu Başarısızlıkla Da Bitse Yaşam Deneyimlerini Sevdim; Bundan Böyle Saatimi Doğru Kararlara Kurmamda Yönlendirici Olacağına İnandığım İçin,Yaşamda En Çok bir şeylere İnanmanın Mutluluğunu Sevdim;Kendimi İyi Duyumsadığımda , Yanımda Olacak İnsanların Varlığını Bildiğim İçin,Yaşamda En Çok Her Ne Olursa Olsun Bir şeyin Bittiği İçin Üzülmek Yerine Yaşandığı İçin Sevinmeyi Sevdim; Üzüntülere Liman Olursak, Mutluluğun Başka yerlere Demir Atacağını Bildiğim İçin,Böylelikle İçten Ve Sevgiyle Atılan Her Adımın Yaşamımızın Her Anında Olması Gerektiğini Ve Bunun Da İnsan Olmanın Verdiği Ayrıcalıkla Yapılması Durumunda, Mutlulukla Selamlaşmanın Kaçınılmaz Olduğunu Öğrendim. Unutmayın Ki Yaşam Denilen Şey İçinizden Gelendir…. ”ne ekerseniz onu biçersiniz…!!! ”