Yazı kategorisi: Yaşam

“Yüreğinde büyümek”


Okulda birinci sınıf ögrencileri, bir aile fotoğrafı üzerinde tartışıyorlardı. Fotoğraftaki küçük çocuğun saç rengi ailenin öteki bireylerinin saç renginden değişikti. Öğrencilerden biri o erkek çocuğunun belki de evlat edinilmiş olabileceğini söyledi. Onun bu sözünü duyan başka bir küçük kız ögrenci, birden sesini yükseltti;
– Ben evlat edinme konusunda her şeyi bilirim, çünkü bende evlatlıgım!
Arkadaşı sordu;
– Madem biliyorsun, bize de anlatsana.Evlat edinilmek ne demektir?
Küçük kız öğrenci kendinden emin bir biçimde bilgisini özetledi;
– Annenin karnında değil, yüreğinde büyümüşsün demektir…!

Reklamlar
Yazı kategorisi: Yaşam

Hayat, bir kostümlü prova değildir!


İki gezgin melek,
geceyi geçirmek için
oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapısını çalmışlar.
Aile, pek kaba bir üslupla,
meleklere yatacak yer olarak
koca malikanenin konuk odalarından birini vermek yerine,
soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş.
Melekler buz gibi odanın
soğuk ve sert zemininde
kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken,
yaşlı melek duvarda bir delik görmüş
ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş.
Genç melek, yaşlı meleğe
bu hareketinin nedenini sorunca,
yaşlı melek hafifçe gülümsemiş:
Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir…
Sabah malikaneden ayrılan melekler,
gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla,
bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını çalmışlar.
Son derece misafirperver olan fakir karı koca,
sofralarında nevar ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra,
onlara rahatça uyumaları için
kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar.
Sabah güneş doğduğunda,
melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar:
Yegane geçim kaynakları olan tek inek de
tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış.
Genç melek bu sefer iyice öfkelenerek
yaşlı meleğe isyan etmiş:
Bunun olmasına nasıl izin verebildin ?!
O varlıklı kaba adamın her şeyi vardı
ama sen kalktın ona yine de yardım ettin.
Bu iyi yürekli fakir ailenin ise
o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu;
buna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular.
Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin!
Bunun üzerine yaşlı melek, genç meleğe dönerek şu cevabı vermiş:

O zengin malikanenin bodrumunda kaldığımız gece,
duvardaki deliğin dibinde külçe külçe altın saklı olduğunu fark ettim.
Malikanenin sahibi bu kadar açgözlü olduğu için
ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin
bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için,
ben de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki
artık arayıp bulsa da açamaz.
Ve devam etmiş:
Sonra, dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken,
Ölüm meleğinin o çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm.
Ben de onun yerine ölüm meleğine ineği verdim. “
Yaşlı melek, gülümseyerek bir kez daha eklemiş:
Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.
Bazen, işler istediğimiz gibi sonuçlanmadığında,
aslında bizim de başımıza gelen tam da budur işte.
Eğer inanıyorsanız, yapmanız gereken şey
sadece, her sonucun her zaman sizin lehinize olduğuna güvenmektir.
Bunun böyle olduğunu, ancak belirli bir zaman sonra öğrenebilecek olsanız bile
Bazı insanlar, hayatımıza girerler ve çabucak çıkarlar..
Bazıları ise, dostumuz olur ve bir süre orada kalırlar..
Yüreklerimizde o güzel ayak izlerini bırakarak..
Ve bu, iyi bir dost kazandığımız için,
Bir daha asla eskisi gibi olmayacağız demektir!
Dün, tarih oldu.
Yarın, bir gizemdir.
Bugün ise bir armağan.
Bu yüzden İngilizcede present,
hem şu an hem de armağan anlamına gelir!
Bence bu çok özel bir şey …..
Bil ki tam şu anda birisi seni düşünüyor.
Birisi sana değer veriyor.
Birisi seni özlüyor.
Birisi seninle olmak istiyor.
Birisi senin başının belada olmadığını umuyor.
Birisi ona verdiğin destek için sana minnettar.
Birisi elini tutmak istiyor.
Birisi senin adına her şeyin iyi sonuçlanmasını ümit ediyor.
Birisi senin mutlu olmanı istiyor.
Birisi senin onu bulmanı diliyor.
Birisi senin başarılarını kutluyor.
Birisi sana bir armağan vermek istiyor.
Birisi SENİN bir armağan olduğunu düşünüyor.
Birisi seni seviyor.
Birisi senin gücüne hayranlık duyuyor.
Birisi seni düşünüyor ve gülümsüyor.
Birisi üzerinde ağladığın omuzun kendi omzu olmasını istiyor…

Yazı kategorisi: "İnsan", Yaşam

“Hayatta yaptığın herşey iz bırakır”


Çocuk, büyükbabasının mektup yazışını izliyordu. Birden sordu:
“Bizim başımızdan geçen bir olayı mı yazıyorsun? Benimle ilgili bir hikáye olma ihtimali var mı?”

Büyükbaba yazmayı kesti, gülümsedi ve torununa şöyle dedi:
“Doğru, senin hakkında yazıyorum. Ama kullandığım kurşun kalem yazdığım kelimelerden çok daha önemli. Umarım büyüdüğünde bu kalemi sen de seversin.”

Çocuk kaleme merakla baktı ama özel bir şey göremedi;
“İyi ama bu kalem benim hayatımda gördüğüm diğer kalemlerden hiç farklı değil ki!”

Büyükbaba cevap verdi:
“Bu tamamen nesnelere nasıl baktığınla ilgili. Bu kalemin beş önemli özelliği var ve sen de bu özellikleri benimseyebilirsen, hep dünyayla barışık bir insan olursun.”

“Birinci özellik: Harika şeyler yapabilirsin ama attığın adımları yönlendiren bir el olduğunu asla unutma. Bizim için bu el Tanrı’dır ve her zaman kendi kudretiyle bizi o yönlendirir.”

“İkinci özellik: Zaman zaman her ne yazıyorsam durmam ve kalemimin ucunu açmam gerekir. Bu kaleme biraz acı çektirse de sonuçta daha sivri olmasını sağlar. Bu yüzden bazı acılara göğüs germeyi öğrenmelisin, bu acılar seni daha iyi bir insan yapar.”

“Üçüncü özellik: Kurşun kalem, yanlış bir şey yazdığında bunu bir silgiyle silmene her zaman olanak tanır. Yaptığımız bir şeyi sonradan düzeltmenin kötü bir şey olmadığını anlamalısın, aksine bu bizi adalet yolunda tutmaya yarayan en önemli unsurlardandır.”

“Dördüncü özellik: Kurşun kalemin en önemli kısmı, kalemin yapıldığı ahşabı ya da dışarı yansıyan şekli değil, içerisinde yer alan kurşunudur. O yüzden her zaman kendi içine bakmalı, onu korumalısın.”

“Beşinci ve son özellik ise her zaman bir iz bırakmasıdır. Aynı şekilde sen de hayatta yaptığın her şeyin bir iz bırakacağını bilmeli ve her hareketinin farkında olmalısın.”

Yazı kategorisi: Yaşam

“İnadına yaşayacağım seni hayat”


Bu cümleyi eminim çok söyleyen vardır.
Hatta söylemekle kalmayıp inadına yaşayanlar da çoğunluktadır eminim.
Bu mücadelenin gücüdür, sabrın sonucudur.
Her yıkılışa rağmen ayakta kalmanın gücüdür ve her şeyden önce umudun,
Yaşama sevincinin gücüdür…
İnadına yaşayacağım seni hayat..
Karşıma daha ne çıkaracaksın bilmiyorum..
Ama sana inat yaşayacağım işte..
Hem de inatla, iyi niyetle, sevgi ile, umutla ve hiç geriye bakmadan, yılmadan..
Pes etmeyeceğim..
İnadına helal lokma yiyeceğim..
Aç kalsam da uzanmayacak elim kolay kazanca..
Yalansız, riyasız, hak kapıları bulacağım elbet.
Bitecek bu günler ve ben yine güçleneceğim..
Her sevdanın sonunda canımı yaksa da vefasız sevgili seveceğim yinede inatla..
Biliyorum yanlış bende değil..
Ben sevmeyi seçerek en güzel duyguyu yaşıyorum gönlümce..
Ve yaşatıyorum elimden geldiğince..
Bunu hak etmiyorsa sevdiğim, bunu taşıyamıyorsa hakkıyla…
Gitmekte özgürdür..Giden kaybedendir aslında..
Ben inatla yine seveceğim..
Pamuklara saracağım yine kalbimi, kırıklarını onaracağım..
Onu hak edecek birini bekleyeceğim sabırla..
Ve inatla, inadına seveceğim yine..
Yok..Uğraşmayın boşuna.
Sokamazsın içime nefret duygularını..
Kötü düşünmemi istemeyin benden..
İçimdeki çocuğu yaşatmak için çok uğraştım ben..
İyi niyetimi korumak uğruna çok bedeller ödedim..
Menfaat, çıkar, kin, nefret, kötü duyguları sokmayacağım içime uğraşmayın..
İnadına saf kalacağım bu kirli dünyada..inadına işte…
İçimdeki çocuğu ağlatmayın artık yeter..
Siz ne kadar ağlatsanız da onu.İnadına avutacağım onu ben.
Hayallerini vereceğim yine ona, pembe düşlerini hiç yok etmeden…
Güneşimin önüne kara bulutlar gelse de zaman zaman, dağıtacağım onları inadına..
Sağlığım, neşem, gülen yüzüm, dostlarım..
İnadına yaşayacağım bu zenginliklerle..
Her gün tazelenirim ben.Demlenirim her acının sonunda.
Ve yine dopdolu yüreğimle, yine bol kepçe..
Tükenmeyeceğim işte, tüketemeyeceksiniz…
Gönül bağımda sevgi, dost sohbetlerimde neşe her daim artacak gün geçtikçe..

İnadına Yaşamak bu..İnadına yaşıyorum işte…

Yazı kategorisi: Yaşam

“İçimizdeki Kapıları Açmak”


“Her şeye karşı yaklaşımın çok çok önemlidir. Yaklaşımın olumsuz olduğunda ve yaşamda yalnız engelleri ve zorlukları gördüğünde ruhsal olarak olgunlaşmayı ve büyümeyi bekleyemezsin. Her durumda bir hayır vardır; her durumda şükredilecek bir şey olduğu gibi… Ve onu görmek için zaman ayırabilirsen görebilirsin.

Eğer yüreğinde sevgi yoksa işte o zaman her durumun içindeki hayra çevrendeki ruhların içindeki iyiliğe ve senin olan bu harika yaşama gözlerin kör demektir.

Ne kadar da harika bir şekilde kutsanmış durumdasın! Eğer senin olan harika yaşamı kabul etmez onu farketmez ve onun için şükretmezsen gözlerin bağlı bir şekilde kaderin için yas tutarak etrafta dolaşıp durursun.

Sahip olduklarına bakmak için kendine zaman ayır; eğer kendini tamamen sıkışıp kalmış hissediyorsan bir durumu değiştirmenin en hızlı yolu başkalarına sahip olduklarından vermeye başlamaktır. Yaşam sen ondan ne oluşturuyorsan odur. Sen kendi yaşamından ne oluşturuyorsun?”

Yazı kategorisi: Yaşam

“Kendine bir sandık yap”


Kendine bir sandık yap.
Her parçasına dikkatle şekil ver.
Yapabildiğince sağlam olduğunda.
Tüm dertlerini onunu içine koy;
Tüm başarısızlıklarının düşüncesini
İçinden acılar içtiğin her kupayı
Onun içine sakla;
Tüm kalp ağrılarını da içine kilitle ve
Sonra kapağının üstüne oturarak geçmişin tüm acılarına, dertlerine,ağrılarına

GÜLÜMSE…!

 

Yazı kategorisi: "İnsan"

“Güzel insanlar öylece ortaya çıkmaz. Onlar oluşurlar”


Tanıdığımız en güzel insanlar yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş olan insanlardır… Bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, duyarlılık ve anlayışla; şefkat, nezaket, derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar…

GÜZEL İNSANLAR ÖYLECE ORTAYA ÇIKMAZLAR. ONLAR OLUŞURLAR…!